Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün 79. toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki (KDC) salgının hızla yayıldığını vurgulayarak, “Öncelikle, DSÖ daha önce riski ulusal ve bölgesel düzeyde yüksek, küresel düzeyde ise düşük olarak değerlendirmişti. Bugün itibarıyla bu değerlendirmeyi güncelleyerek, ulusal düzeyde riski çok yüksek, bölgesel düzeyde yüksek ve küresel düzeyde düşük olarak belirliyoruz” dedi. KDC’de şu ana kadar 82 doğrulanmış vaka ve 7 ölüm kaydedildiğini bildiren Ghebreyesus, bu rakamların gerçeği yansıtmadığını, zira bölgede yaklaşık 750 şüpheli vaka ve 177 şüpheli ölüm bulunduğunu ifade etti.
UGANDA’DA DURUM DAHA İYİ
Ghebreyesus, Uganda’daki durumun daha kontrollü olduğunu belirtti. KDC’den gelen kişilerde 2 Ebola vakasının tespit edildiğini ve bu vakalardan birinin ölümle sonuçlandığını açıkladı. Uganda’da alınan önlemlerin virüsün yayılmasını sınırlamada etkili olduğunu belirten Ghebreyesus, KDC’de görevli bir ABD vatandaşında Ebola testinin pozitif çıktığını ve hastanın tedavi amacıyla Almanya’ya gönderildiğini söyledi.
3,9 MİLYON DOLARLIK DESTEK
DSÖ’nün acil durum fonundan Ebola ile mücadele için 3,9 milyon dolar tahsis edildiğini ifade eden Ghebreyesus, BM Genel Sekreter Yardımcısı Tom Fletcher’a da müdahale çalışmaları için sağlanan 60 milyon dolarlık destek için teşekkür etti. Sahadaki ulusal sağlık ekipleriyle işbirliği içinde çalıştıklarını belirten Ghebreyesus, “Önümüzdeki günlerde, hem KDC hem de Uganda’nın ulusal planları doğrultusunda çok kurumlu bir stratejik hazırlık ve müdahale planı yayımlayacağız” dedi.
EBOLA TARİHİNE KISACA BİR GÖZ ATALIM
Mevcut Ebola salgınının, nadir görülen “Bundibugyo” varyantına dayandığını hatırlatan sağlık otoriteleri, bu türe karşı henüz onaylanmış bir tedavi veya aşının bulunmadığını belirtti. Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında Sudan’ın Nzara kenti ve KDC’nin Yambuku bölgesinde ortaya çıkmış, adını salgının başladığı Ebola Nehri’nden almıştır. Virüs, özellikle 2014-2017 yılları arasında Batı Afrika’da büyük bir yıkıma yol açarak, Gine, Liberya ve Sierra Leone’de 30 binden fazla kişiyi etkilemiş ve 11 bini aşkın insanın ölümüne neden olmuştur.